0 com

paranız batsın, biraz gurur...

bugün sadece havacılık camiası için değil, sadece ACT camiası için hiç değil, Türk havacılığı için kara bir gün. ama bakıyorum bu işin içindekilere, bugün bile hırs ve heves ile dolular, bizi biz yapan insanlığımızdan uzaklaştık, uzaklaştırıldık.
biz farklı olduğumuzu hep söyleyen bir millet olduk hep. neden böyle tersine döndü her şey? 
bir de camiayı düşünüyorum. tarih boyunca hep böyle kara anlara şahit olmuş, acılarla dolu tarihi olan bir iş yapıyoruz. bu işe girerken de bilerek giren bizler değil miydik?
ya sevgili meslektaşlarım; siz heves uğruna düşünceler yorarken, benim meslektaşlarım ise işlerini yaparken, o anı yaşadılar. nerede kaldı bizim bu mesleğe saygımız? nerede kaldı camiaya olan bağlılığımız? paranız batsın ya, paranız!

0 com

yüzleşme!

korkma! bu dünyadan korkacaksam ne farkım kalır ki ondan? o bizden korkmuyor mu ki? hem de nasıl! korkma!

sorma! kendini beğenmiş dünya, nasıl da sorgusuz kabul ediyoruz bize sunduklarını. kimseye soruyor mu hiç dönerken? sen niye dünyaya bırakıyorsun hayatının akışını. sorma!

unutma! ah bu dünya! her an yaşadıklarını tekrar karşına nasıl da çıkarıveriyor. unutmaz, en çok da kötülükleri! hafıza demek güç demek. gücü kaybetme! unutma!

aşık olma! kahpe dünya kime, neye aşık olmuş ki bu zamana kadar? hangi insanoğluna, hangi diyara, hangi geceye gündüze, Güneş'ten başka! kendine dahi sorma bunu. aşık olma!

umutsuz olma! hep yeni güne, onun gibi umutlu, mutlu başla. günün sonu değil bu, başının getirdiği heyecan. umudun yanında mı senin? umutsuz olma!

sebepsiz kalma! tek bir sebep yeter her şeye. yeni gün nasıl geceye kavuşmak için doğuyor bu dünyada! sebepsiz kalma!

ve son olarak, hepsinin tersine...

korkma! bu dünyadan korkacaksan ne farkın kalır ki ondan? o bizden korkmuyor mu ki? hem de nasıl! sen, korkma!
0 com

maalesef...

hayat kısa, maalesef...

neden diyorum, bazen, neden, soruyorum kendime. kısa işte, nedensiz. işte o yüzden de bu hayatta nelerin olmadığı değil, neyin olduğuna kafayı takacaksın. mutlu olabilmek için, bunu yaşatabilmek için, sevmek ve sevilebilmek için. olay hayatın içinde kalabilmek. sosyallikle, siyasilikle, kültürle, eğlenceyle, üzülmekle, gülmekle, ağlamakla... 

bunu anlayabilmek için bazen yaşamak, görmek gerekiyor ya, keşke olmasaydı böyle. ya da, keşke nelerin bile değil, neyin olduğuyla yetinebilseydik. olmuyor işte. anlayamıyorsun. Neden?

insanlar... 

anlamak zor, maalesef...
0 com

baharlarım

kum saatini kim sevmez ki! onda var olan çekicilik başka neyde var?  öylesine bir aşk bu, senden gidenleri sana fark bile ettirmeden, seni kendine bağlayan. her bir kum tanensinin düşüşünü beklerkenki heyecan var ya aynısı yazın sonbaharını, kışın da ilkbaharını beklemesinde var. sevgiliye kavuşmanın heyecanı işte. her kum tanesi diğerine işte öylesine sevgiyle bağlı. 

sevgiliye kavuşmak gibi. kurtulduğunu sanırsın da yine vardır ayrılık. kum saatinin tersine döndüğündeki hareket ve tekrar heyecanla kavuşma.

aslında her kum tanesi geri döner gittiği yerden. ama kimse farkında değildir zamanın geçip gittiğinin. evet sevgiliye ulaşmanın heyecanı bu. hiç bir şey değerli değildir bunun yanında, zaman bile. 

ben bu sebepten seviyorum kum saatini. çünkü ben de yazım, ben de kışım ve benim baharlarım çok özel!
0 com

ben iyiyim, ya siz?

yine ara ara olduğu gibi herkesin içinde yalnızlığımı yaşıyorum. resimlerde arıyorum mutluluğu. uzakta olan mutluluk, bana kendini resimde gösteriyor. oysa ki ne çok insan var etrafımda. ne çok arkadaş sıfatı altında gözüken ama olmadığını anlayınca hayal kırıklığına sebep olan insanlar var. gizlice gösteriyorlar oyunlarını, belli etmiyorlar hedeflerini. nerede, nasıl, hangi zamanda yaşantını etkileyecekleri belirsiz. hep hazırlıklı olman lazım. beklenti de var işin içinde, beklentilerin boyutu da sınırsız. böyle mi olmalıydı?
0 com

A.D.Ü. #7

bugün yine hissettim o duyguları. uzakta, kalabalık içinde, sensizken hem de. çok uzak bir duyguymuş gibiydi, sanki unutulmaya yüz tutmuş ama derinlerde saklanmış, gizlenmiş ta ki bugüne kadar.. zamanın durabildiğini hatırlattı bana. kalabalıklar içinde, zamansızlığın önemsizliğini tanıttı yine. söylenecek sözlerimin olduğunu, bir o kadar da susmanın gerekliliğini hatırlattı. oysa ki içimden gülmek gelirken. nasıl da çaresizce hapsolmuşum da farkında değilim. geldi yine, ne mutlu bana...
0 com

gidiyor insanoğlu.

bıraktın mı gidiyor işte insanoğlu. bir bakmışsın sırtını dönmüş gitmiş. oysa sanmışsındır ki, yarın telefonun çalacak, kapının tokmağına yine onların elleri değecek. beklersin yine beklersin, ne arayanı var ne seni merak edip soranı. işte bunlar hep iyilikten. aslına bakarsan bunu anlamak için çok da geç sayılmaz, yine de şanslıyım da farkındayım.

bitti mi gidiyor işte insanoğlu. ona göre bitmiştir sana göre yeni başladıysa bile. o zaman gitmektir ona kolay olanı sanaysa önemsemektir yanında kalmak. zor olanıdır zaten verilendemin fazlasını geri vermek. halbuki ne gerek var fazlasını vermeye, en iyisi sırtını dönüp gitmek. işte bunlar da hep vefadan. sen o kadar vefalısındır ki, vefasızlığı bile önemsemezsin, çok geç olmayana kadar.

kıskanıyorsa da gidiyor, oyununu oynayarak gidiyor sanki kendisi oyun kurucuymuş gibi. bu kadar basit ki bunu da basitçe çözdüğünü sanarak gidiyor. neyse ki yine çol geç değil anlamak için.

en iyisi giderken el sallamak. yoksa, yine geri gelsiğinde yine gidecek. sen ise, paylaştığın tüm duyguların arasında kalmış olarak el sallamaya devam edeceksin...
0 com

kıymet ile değer

uzun süredir yazmayı istiyorum, o eski günlerde olduğu gibi. buraya yeni yazımı klişe konu olan dostluk, arkadaşlık, insani değerler üzerine yazacağımı düşünmemiştim orası ayrı.

değer vermek... insani davranışların en güzeli bence. çünkü arkadaşlığın, sevginin, saygının ve bağlantılı tüm duyguların temelini oluşturuyor. bugünlerde toplumumuzda en çok aranılan davranış oldu. ya yalandan yapılır oldu, bir kısım tarafından unutuldu, bir kısımsa nefret tohumları için kullanmaya başladı. hani kıymet bilmek deyimi vardı ya artık o da eskidi. insanlar çabuk unutur, kendini düşünür, saygı ve sevgiyi küçümser olduğundan beri kıymet sözcüğü de yok oldu gitti.

kıymeti unutanlar ile unutturanlar şimdi bir oldular, maskelerin arkasında saklanıp, arkadaşlığı bir oyun gibi görüyorlar. bu oyunu izlemesi de bize düşüyor. neyse ki, bunu fark edebilecek kadar gözümüz açık, o saflığa bir kere yenilip, uslandık. 

------------------------------------------------------------

şu internet nelere kadir yarabbim. insanları yükselttiğini hiç görmedim. hep birileri, başkalarının gözünde zavallı konumunda. hangimiz birilerini zavallı olarak görmüyor ki! hepimizin var takıntısı, sanki kendimiz çok farklı gözüküyormuşuz gibi takılıyoruz. fb denen oluşumda fotoğraflar paylaşıp, kim kimi kandırmaca peşinde onu takip ediyoruz. hadi bırakın şimdi, hepiniz yalandan yorumlarla, aman zarar gelmesin, aman güzel gözükeyim de sıkıntı olmasın modunda değil misiniz? keşke olmasaydınız da gerçekten kıymet ve değer kelimelerinin anlamını öldürmeseydiniz. keşke, size değer verenleri gerçekten siz de sevebilseydiniz. keşke gerçekleri kabullenip, kafanızı gereksiz fesatlıklarla yormasaydınız. keşke siz de saf olsaydınız da biz de saf kalabilseydik...

-------------------------------------------------------------

geçen gün saygıdeğer üniversite öğretmenimi ziyaret ettiğimde yine anladım ki, eskiler de hala güçlü kadir/kıymet duygusu. nasıl ki, askerde yüzbaşım "biz kıymet biliriz. 10 yıl sonra arayıp nasılsın diye sorsan da bizde yerin vardır." dediği gibi, öğretmenimde de aynı yaklaşımı hissettim. iyi ki varlar, böyle insanlar olmasaydı nasıl yaşardı sevgi? nasıl bizim içimizde iyilik kalabilirdi? nasıl kötülüklere, oyunlara hala iyilikle cevap verebilirdik?